Tükenmişlik Sendromundan Nasıl Çıkılır? 12456

 Hızla aşılama ve yasakların kalkmasıyla herkes rahat bir nefes almaya başladı. Varyansa rağmen, sosyalleşme hızlı başladı ve yaz boyunca devam edecek gibi görünüyor. İnsanların bir yılı aşkın süredir sevdiği birçok şeyi yapamamasının yol açtığı bunalım sonrası korunarak sosyalleşmek ciddi bir gerekliliktir. Çünkü tükenmişlik sendromuna yol açabilecek ruhsal sorunlar da bu dönemde arttı. Bu yazımızda tükenmişlik sendromundan nasıl çıkılacağını açıklamaya çalışacağız.

Tükenmişlik Nedir?

Bir dönemin popüler söylemi olan tükenmişlik, Dünya Sağlık Örgütü tarafından bir sendrom olarak kabul edilmektedir. Bazen kendimizi dinlemediğimiz bir dönemin sonunda farkında olmadığımız birçok duyguyu bir arada yaşayabiliriz. Siz ya da çevrenizdeki biri, uykusuzluk, yorgunluk, duyarsızlık (izolasyon), çabuk öfkelenme, zevk alamama ve kendinizi sınırlarınızı aştıktan sonra her şeyi bırakma arzusu yaşamış olursunuz. Yaşarken anlayamadığımız bu durumlar aslında tükenmişliğin bazı belirtileridir.

[caption id="attachment_487" align="alignnone" width="512"]Tükenmişlik Sendromundan Nasıl Çıkılır? Tükenmişlik Sendromundan Nasıl Çıkılır?[/caption]

Sahip olduğumuz ve ya olmadığımız sebepler, tüm bu duyguları geride bırakabilir. Özellikle bazı duyguları bastırmak için farklı şeylere odaklanmak ve ertelemek aniden patlamalara neden olur. Meşguliyet seviyesi arttıkça kendinize zaman ayıramamak ve sevdiğiniz şeyleri hayatınızdan çıkarmaya başlamak, zaten dolu olan bir bardağın taşmasına neden olur.

Özellikle kişiden beklenenler ile yaptıkları arasındaki denge bozulmaya başladığında, işleri bir anda yönetememe ve her şeyi bir anda bırakma duygusu ortaya çıkar. Stres, yorgunluk, umutsuzluk, yaptığınız hiçbir şeyden zevk alamama gibi birçok duygu sizi ele geçirir. Sosyal destek ya da sevdiklerimizin desteği olmadan bazı şeyleri aşmak her zaman zor oldu lakin pandemi ile bunu çok daha derinden yaşadık ve yaşıyoruz.

İlginizi çekebilir: İyi Stres Nedir?

Yeni araştırmalar, pandemi döneminde ruh sağlığının hayatın her kesiminden insanı nasıl etkilediğini ortaya koyuyor. Özellikle sağlık profesyonelleri için yapılmış çok sayıda araştırma var. Bu gruptan farklı olarak Amerika Birleşik Devletleri'nde 1112 üniversite çalışanı arasında yapılan araştırma, 2019'da hissedilen stres oranının 2020'de %70'e çıktığını söylüyor. Katılımcıların 2/3'ü yorgun hissederken, %35'i de kızgın hissediyor. (2019'da %12). Bu dönemin etkileri özellikle kadınlar üzerinde hissedilmektedir. Kadın çalışanlar, erkek çalışanlara göre %16 daha fazla stresli hissediyor (%75-59). Anket sonuçları arasında, bu çalışanların erken emekli olma ya da iş değiştirme eğilimlerinin artması yer alıyor.

Her şeyden bir anda vazgeçme düzeyine ulaşmayı deneyimlemiş insanlarla konuştuğumuzda,

zihin, beden ve ruhun zaten bu sinyalleri verdiğini görüyoruz lakin pek dinlenmezler. Pandemi gibi elimizde olmayan etkenler de eklenince çözülebilecek sorunlar çözümsüz kalabiliyor. Bu semptomları olan kişiler için daha azıyla başlamak, basitleştirmek ve her seferinde bir göreve odaklanmak yardımcı olur. Bedenin verdiği sinyalleri dinlemek ve kendimizi dinlemek bazen bizi zor olacak ve hayatımızın geri kalanını mutlu edecek kararlara götürebilir.

Dinlenme anlarını gerçekten dinlenerek geçirmek, bazen durup hiçbir şey yapmamak için zaman ayırmak önemlidir. Sosyal medya ve ya günlük yaşam uğraşları olmadan sadece zihninizle geçireceğiniz birkaç dakika bile bazen tek başına yeterlidir. Bu uygulamaları arttırmak da size iyi gelecektir. Koşullar ne olursa olsun, destek aramak, biraz sakinleştirici bir hastalık döneminde ihtiyaç duyduğumuz kadar nefes almak, sevdiklerimize kontrollü bir şekilde yaklaşmak ve bolca dinlenmek için önümüzde güzel bir zaman var.

Post a Comment

Daha yeni Daha eski