Dil ve Toplum İlişkisi

Dil, toplumdaki bireylerin duygu ve düşüncelerini birbirlerine anlatmasını sağlayan bir araçtır. Burada en çok üzerinde durmamız gereken konu, dilin bir amaç değil, araç olduğudur. Dilde birlik olmayınca toplum bireylerinde sağlıklı bir anlaşma olmaz ve bundan tüm toplum düzeni büyük zararlar görür. Ziya Paşa (1825-1880) Şiir ve İnşâ adlı makalesinde, Osmanlıcanın toplum düzeninde yarattığı kargaşadan uzun uzadıya söz ederek, dilin hukuk düzeninde yarattığı sorunlara değinir ve şöyle der:
"Mahkemedeki ummaklar anlaşılır bir dil ile yazılmadığından bazen üç ay hapis
yatması gereken bir bîçarenin on sene küreğe mahkûm edildiği, buna karşın on sene küreğe gideeck bir eaninin ise üe aylık bir ecza ile kurtulduğu görülür. Sanıkların ifadelerinin
yazıldığı tutanaklar da halkın anladığı bir dilden yazılmadığından, sanık sorgu hâkimi
tarafından yazılan ve anlamını bilmediği tutanağı imzalar ya da parmağını basar. Böylece
bu durum bazen bir biçarenin suçsuz yere idamına bile sebep olur. Bu haksız hükümler
de halkın devlet adaletine olan güvenini sarsar."
Ziya Paşa'nın eski dönemle ilgili olarak anlattığı bu gerçekler bize M.Ö. VI.
yüzyılda yaşayan Konfüçyus'un dilin önemi konusundaki görüşlerini hatırlatmaktadır. Ünlü Çin filozofu Konfüçyus'a "Bir ülkeyi yönetmeye çağrılsaydınız,
yapacağınız ilk iş ne olurdu?" diye sormuşlar. Konfüçyus bu soruya şöyle cevap vermiş:
"İşe önce dili düzeltmekle baslardım. Çünkü dil bozuk olursa, sözcükler düşünceyi anlatamaz. Düşünceler iyi anlatılmazsa. yapılması gereken işler doğru yapılamaz. Görevler gereği gibi yapılmazsa, töre ve düzen bozulur. Töre ve düzen bozulursa, adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan yıkarsa, şaşkınlık içine düşen halk. ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez. Bunun içindir ki hiçbir şey dil kadar önemli değildir."

Dil toplum düzeni kadar, bilimsel gelişmeler bakımından da önemlidir. Bu nedenle de dil ve bilim arasındaki ilişki üzerinde kısaca durmak gerekir. 

Post a Comment

Daha yeni Daha eski